Çiftler bazen farklı konular hakkında tartışıyor gibi görünse de aslında benzer bir iletişim döngüsünü tekrar tekrar yaşıyor olabilir. Para, aileler, çocuklar, ev işleri, cinsellik veya telefon kullanımı gibi farklı başlıklar gündeme gelse de tartışmanın başlama ve ilerleme biçimi benzer kalabilir.
Bir partner konuşarak ve açıklama isteyerek sorunu çözmeye çalışırken, diğeri susarak veya uzaklaşarak kendini korumaya çalışabilir. Bir taraf yakınlık ve iletişim ihtiyacı hissederken, diğer taraf eleştirildiğini veya baskı altında olduğunu düşünebilir. Böylece biri daha fazla yaklaşırken diğeri daha fazla geri çekilebilir.
Tartışma sona erdiğinde konu çözülmemiş olabilir ve benzer bir durum ortaya çıktığında aynı iletişim biçimi yeniden devreye girebilir. Çift terapisi bu tekrar eden döngünün nasıl oluştuğunu anlamaya ve çiftin farklı bir iletişim biçimi geliştirebilmesine yardımcı olabilir.
Aynı konu mu, aynı döngü mü?
Bir çiftin sürekli aynı konu hakkında tartışması ile farklı konularda benzer şekilde iletişim kurması birbirinden farklı olabilir.
Örneğin bir tartışma ev işleriyle başlayıp para konusuna, oradan ailelere veya çocukların sorumluluklarına geçebilir. Konular değişse de taraflardan birinin eleştirmesi, diğerinin savunmaya geçmesi, ardından geri çekilmesi ve ilk kişinin daha fazla tepki göstermesi tekrar edebilir.
Bu durumda üzerinde durulan yalnızca tartışmanın konusu değildir. Tartışmanın nasıl başladığı, tarafların birbirlerine nasıl karşılık verdiği ve sonunda ilişkide nasıl bir durum oluştuğu da değerlendirilir.
Çift terapisinde bu iletişim döngüsünü fark etmek, tarafların birbirlerini yalnızca “sorunun nedeni” olarak görmelerinin ötesine geçmesine yardımcı olabilir.
Yaklaşma ve uzaklaşma döngüsü
Çiftlerde sık karşılaşılan döngülerden biri, taraflardan birinin sorun hakkında konuşmak ve hızlı biçimde çözüm bulmak istemesi, diğerinin ise konuşmaya ara vermeye veya uzaklaşmaya ihtiyaç duymasıdır.
Konuşmak isteyen taraf cevap alamadığında daha fazla soru sorabilir, konuyu tekrar gündeme getirebilir veya karşı taraftan daha fazla açıklama bekleyebilir. Diğer taraf ise bu yaklaşımı baskı olarak algıladığında daha fazla kapanabilir.
Böylece her iki taraf da kendi açısından anlaşılır bir tepki veriyor olabilir. Ancak bu tepkiler birbirini etkiledikçe döngü devam eder.
Terapi sürecinde tarafların yalnızca birbirlerinden ne beklediğine değil, kendi tepkilerinin ilişkinin devam eden döngüsüne nasıl katkıda bulunduğuna da bakılabilir.
Tartışmalar neden aynı yere geliyor?
Tekrarlayan tartışmaların altında her zaman aynı neden bulunmaz. Bazen uzun süredir çözülemeyen bir konu, bazen güven sorunu, bazen de ilişkide karşılanmayan bir ihtiyaç iletişim biçimini etkileyebilir.
Bir tartışmada söylenen cümle kadar, o cümlenin karşı tarafta nasıl bir anlam oluşturduğu da önemlidir. “Beni dinlemiyor” düşüncesi daha fazla konuşmaya, “Bana sürekli yükleniyor” düşüncesi ise geri çekilmeye neden olabilir.
Bu nedenle çift terapisinde yalnızca kimin ne söylediğine değil, tarafların birbirlerinin davranışlarını nasıl yorumladığına da bakılır.
Çift terapisine ne zaman başvurulur?
Çift terapisine başlamak için ilişkinin ciddi bir kriz noktasına gelmesini beklemek gerekmez.
Aynı tartışmaların tekrar etmesi, konuşmaların çoğunlukla çözümsüz kalması, taraflardan birinin sürekli geri çekilmesi veya diğerinin sürekli konuşmak ve açıklama almak zorunda hissetmesi terapi için başvuru nedenleri arasında olabilir.
Bazı çiftlerde ise belirgin bir tartışma yoktur. Çiftler “Artık hiç kavga etmiyoruz ama aramızda da bir şey kalmadı” şeklinde başvurabilir. Duygusal uzaklık, ortak zamanın azalması, iletişimin yalnızca günlük sorumluluklarla sınırlı hale gelmesi veya kişinin ilişki içinde kendisini yalnız hissetmesi de ele alınabilecek konulardır.
Güven sorunları, aldatma sonrası yaşanan güçlükler, ailelerle sınır problemleri, çocuk sahibi olduktan sonra değişen roller, cinsel yakınlıktaki sorunlar, evlilik öncesi yaşanan kararsızlıklar ve ayrılık kararını değerlendirme ihtiyacı da çift terapisinde ele alınabilir.
Çift terapisi ilişkiyi sürdürme kararı anlamına gelir mi?
Çift terapisine başlamak, ilişkinin mutlaka devam edeceği anlamına gelmez.
Bazı çiftler ilişkilerini sürdürmek ve yaşadıkları sorunlar üzerinde çalışmak için başvururken, bazıları ayrılık kararını daha sağlıklı değerlendirmek amacıyla destek almak isteyebilir.
Terapi sürecinde ilişkinin geleceği baştan belirlenmez. Öncelikle mevcut durum, tarafların ihtiyaçları, ilişkinin güçlü ve zorlayıcı yönleri ve bundan sonraki seçenekler değerlendirilir.
Özellikle yoğun öfke, suçluluk veya çevrenin baskısı altında alınan kararların yeniden değerlendirilmesi gerekebilir.
Çift terapisi sırasında ne değerlendirilir?
İlk görüşmelerde başvuru nedeni, ilişkinin öyküsü, yaşanan sorunların ne zamandır devam ettiği ve tartışmaların nasıl ilerlediği ele alınabilir.
Tarafların birbirlerine nasıl tepki verdiği, hangi durumlarda iletişimin zorlaştığı, çatışma sonrasında nasıl bir süreç yaşandığı ve çiftin terapiye ilişkin beklentileri değerlendirilir.
Güven, sınırlar ve ilişkinin güvenli olup olmadığı da önemli değerlendirme alanlarıdır. Çünkü her iletişim sorunu çift terapisi içinde aynı şekilde ele alınmaz.
Görüşmelerde çiftin ihtiyacına göre birlikte çalışılabileceği gibi, bazı durumlarda ayrı görüşmeler de planlanabilir. Bu yapı gizlilik ve güvenlik ilkeleri gözetilerek belirlenir.
Araştırmalar çift terapisi hakkında ne söylüyor?
Çift terapisine ilişkin araştırmalar, ilişki sıkıntısı yaşayan çiftlerle yürütülen bazı psikoterapi müdahalelerinin ilişki doyumu ve ilişkisel işlevsellik açısından olumlu sonuçlarla ilişkili olduğunu göstermektedir.
Bununla birlikte, herhangi bir terapi yönteminin her çift için aynı sonucu vereceği söylenemez. Sürecin nasıl ilerleyeceği; ilişkinin geçmişine, yaşanan sorunların niteliğine, tarafların katılımına, güvenlik koşullarına ve kullanılan terapi yaklaşımına göre değişebilir.
Online çift terapisi de bazı çiftler için görüşmelere erişimi kolaylaştırabilir. Ancak online görüşme her ilişki veya her durum için otomatik olarak uygun değildir. Görüşme biçiminin çiftin ihtiyacına ve güvenlik koşullarına göre değerlendirilmesi gerekir.
Bu nedenle çift terapisini “son çare” olarak görmek yerine, ilişkinin tekrar eden sorunlarının fark edildiği ve çiftin bunlar üzerinde çalışmak istediği farklı dönemlerde gündeme gelebilecek bir destek olarak değerlendirmek daha doğru olur.
Şiddet ve güvenlik riski varsa
İlişkide fiziksel şiddet, tehdit, takip, ciddi kontrol davranışları veya güvenlik riski varsa çift terapisinin uygunluğu ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu gibi durumlarda öncelik iletişim döngüsünü değiştirmekten önce güvenliğin sağlanmasıdır. Gerektiğinde bireysel destek, sosyal ve hukuki kaynaklar veya farklı uzmanlık alanlarından yardım sürece dahil edilebilir.
Acil ve ciddi bir tehlike söz konusuysa 112 Acil Çağrı Merkezi'ne başvurulmalıdır.
Çocukların bulunduğu ilişkilerde
Çift arasındaki iletişim biçimi çocukların bulunduğu ailelerde günlük yaşamı da etkileyebilir. Çocuklar ebeveynler arasındaki gerginliği fark edebilir ve bazı durumlarda taraflar arasında iletişim kurmaya çalışabilir.
Çocuğun ebeveynler arasındaki sorunların çözümüne dahil edilmemesi ve yetişkinler arasındaki iletişim sorumluluğunun çocuğa bırakılmaması önemlidir.
İletişim sorunlarının aile içindeki yansımaları hakkında daha ayrıntılı bilgi için Aile İçi İletişimde Çatışmalar yazısını inceleyebilirsiniz.
Partnerlerden biri terapiye gelmek istemiyorsa
Çiftlerden birinin terapiye başlamak istememesi sık karşılaşılabilecek bir durumdur. Bu durumda diğer partnerin tek başına başvurması mümkün olabilir.
Bireysel görüşmelerde kişinin kendi ilişki deneyimi, iletişim biçimi, beklentileri ve yaşadığı güçlükler ele alınabilir. Ancak bu çalışma çift terapisi olarak adlandırılmaz; çünkü çift terapisinin önemli bir parçası, iki kişinin arasındaki etkileşimin birlikte değerlendirilebilmesidir.
Partner daha sonra terapiye katılmak isterse çalışma çerçevesi yeniden düzenlenebilir.
Taraflardan birinin terapi konusunda daha istekli, diğerinin ise daha temkinli olması da başlı başına ele alınabilecek bir konu olabilir. Önemli olan sürecin baskı veya zorlamaya dönüşmemesidir.
Randevu öncesinde nelere dikkat edilebilir?
İlk görüşmeye uzun bir hazırlık yaparak gelmek gerekmez. Ancak çiftin yaşadığı güçlüğü daha somut anlatabilmesi için bazı noktaları önceden düşünmek faydalı olabilir:
- Aynı tartışmalar ne zamandır tekrar ediyor?
- Tartışmalar genellikle hangi durumlarda başlıyor?
- Tartışma sırasında ben nasıl tepki veriyorum?
- Partnerim nasıl tepki veriyor?
- Tartışma sonrasında yakınlaşabiliyor muyuz, yoksa uzun süre uzak mı kalıyoruz?
- İlişkimizde şu anda değiştirmek istediğimiz en önemli şey ne?
Buradaki amaç kimin haklı olduğunu kanıtlamak değildir. Yaşanan iletişim döngüsünü mümkün olduğunca somut örneklerle anlatabilmek, ilk görüşmede ilişkinin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olabilir.
Çorlu'da çift terapisi
Çorlu'da yüz yüze çift terapisi, iki partnerin aynı görüşme ortamında ilişki içindeki iletişim biçimlerini birlikte ele almasına olanak sağlar. Bazı çiftler için yüz yüze görüşme daha uygunken, iş yoğunluğu, ulaşım veya farklı yaşam koşulları nedeniyle online görüşme daha sürdürülebilir olabilir.
İlk görüşmede çiftin başvuru nedeni, ilişkinin öyküsü, tekrar eden iletişim döngüleri, güvenlik ve sınırlarla ilgili konular değerlendirilir.
Çift terapisi sürecinde terapistin görevi taraflardan birini haklı çıkarmak değildir. Bununla birlikte tarafsızlık, her davranışın aynı şekilde uygun olduğu anlamına da gelmez. Özellikle güvenlik riski, şiddet veya ciddi kontrol davranışları söz konusu olduğunda bu durum ayrıca değerlendirilir.
Çiftlerle çalışma yaklaşımım hakkında daha fazla bilgi için Çift Terapisi sayfasını inceleyebilirsiniz. Görüşme süreci hakkında bilgi almak için İletişim sayfasından randevu planlayabilirsiniz.