Bana uygun terapist, en çok tavsiye edilen kişi olmak zorunda değildir. Uyum, seansın içinde, söylediğiniz bir cümleden sonra odadaki havanın nasıl değiştiğine bakarak anlaşılır. Küçümsenmeden duruluyor musunuz, acele ettirilmeden duruluyor musunuz, yoksa hiç dokunulmadan mı geçiliyorsunuz: bu üçü birbirinden farklıdır. Bu yazı, “içinize sinmesi” gibi bulanık bir ölçü bırakmamak için yazıldı. Ölçü, seansın içinde gördüğünüz somut işaretlerdir.
Eşik ile uyum aynı şey değildir
Önce eşik vardır; lisans, klinik yüksek lisans, ruhsat, çalışılan yaklaşımın o başlık için eğitimle desteklenmiş olması. Bunlar uyum değildir; çalışmanın yasal ve mesleki zeminidir. Zemin yoksa uyum aranmaz. Zemin varsa asıl soru başlar: bu odada konuşmak mümkün mü. Mümkün değilse belgeler ne kadar düzgün olursa olsun süreç yürümez.
Uyum, terapistin sizi beğenmesi de değildir; sevilmek, çalışmanın ölçüsü olsaydı zor malzemeyi odaya getirmek imkânsız olurdu. Uygun terapist, hoşunuza giden kişi değil; sizinle birlikte gerçeğe bakabilen kişidir. Gerçeğe bakmak bazen rahatsız eder. Rahatsızlık ile küçümsenme aynı duygu değildir. Ayırt etmek, uyumun işidir.
Yöntem de tek başına uyum sayılmaz; bilişsel davranışçı araçlarla çalışmak birine oturur, birine erken gelir. Sistemik bakış bir çifte yer, diğerinde henüz durmaz. Yöntemin size oturmaması, terapistin “kötü” olduğu anlamına gelmez. Oturtulamıyorsa bunu konuşmak gerekir. Konuşulamıyorsa sorun yöntemden önce ilişkiyededir.
Seansın içinde uyumun göründüğü yerler
İlk işaret, tempo. Cümleniz bitmeden kesiliyorsanız, ya da bitmesini beklerken odada başka bir yere gidiliyorsa uyum zedelenir. Tempo, nazik görünmek için yavaş konuşmak da değildir. Sizin hızınıza ayarlanabilen, gerektiğinde yavaşlatan, gerektiğinde netleştiren bir ritimdir. Ritmi hiç değişmeyen bir görüşme, sizi takip etmiyor olabilir.
İkinci işaret, hatırlama; geçen seansın ayrıntısının kelimesi kelimesine tekrar edilmesi beklenmez. Yönünün hatırlanması beklenir. “Geçen hafta şuradayız” denebiliyorsa bir süreklilik vardır. Her seans sıfırdan başlıyorsa, ya not tutulmuyordur ya da sizin hikâyeniz odada durmuyordur. İkisi de uyumu zayıflatır.
Üçüncü işaret, düzeltmeye açık olmak; “Bunu böyle demek istemedim” dediğinizde terapistin savunmaya geçmemesi gerekir. Düzeltme, ilişkinin işlemesidir; savunma, ilişkinin kapanmasıdır. Ben de yanılırım. Yanılınca düzeltirim. Düzeltilmeye tahammülü olmayan bir oda, sizin gerçeğinizi taşıyamaz.
İlk üç görüşme
İlk seans çoğu kez utanç, umut ve şüpheyle karışıktır; bu karışım uyumsuzluk sayılmaz. İnsan yeni bir odada kendisini nasıl duracağını henüz bilemez. İkinci görüşmede malzeme biraz daha netleşir. Üçüncü görüşmenin sonunda ise şu soru sorulabilir: burada konuşabiliyor muyum. Cevap hayırsa, dört beş seans daha “alışırım” diye beklemek nadiren işe yarar.
Üç seans, bir sonsuz deneme süresi değildir; değerlendirme dönemidir. Bu dönemde size bir formülasyon sunulmasını bekleyebilirsiniz: neyin başlattığı, neyin sürdürdüğü, neyle çalışılacağı. Formülasyon yoksa, ya henüz erken ya da çalışma dağınık gidiyordur. Dağınıklık üç seansın sonunda hâlâ duruyorsa bunu sormanız gerekir. Soru, nezaketsizlik değildir.
Uyum, sizin de payınızı içerir; her cümleyi test ederek, terapistin “doğru insan olup olmadığını” sürekli ölçerek ilerlemek, odayı bir sınava çevirir. Sınavda konuşulmaz, performans sergilenir. Performans, terapiyi yüzeyde tutar. Terapist seçmek ayrı iştir; seçildikten sonra çalışmak ayrı iştir. İkisini aynı anda yapmak, ikisini de bozar.
Uyumsuzluk nasıl anlaşılır
Küçümsenme, uyumsuzluğun açık işaretidir; gülünç bulunmak, “bunu abartıyorsunuz” denmek, acınızın kıyaslanması. Bunlar üslup farkı değildir. Çalışmayı durduran bir zemin kaymasıdır. Böyle bir cümle duyduğunuzda bunu seansın içinde söylemeniz gerekir. Söylenemiyorsa zaten uyum yoktur.
Ters işaret, hiç dokunulmamaktır; her söylediğiniz onaylanır, hiçbir şey gerilmez, seans tatlı bir sohbet gibi biter. Rahatlama kısa süre işe yarar. Asıl örüntü odaya hiç girmez. Uygun terapist, sizi rahatsız etmek için rahatsız etmez; çalışmanın durduğu yere işaret eder. İşaret yoksa süreç de yoktur.
Bir de fazla hızlı terapist vardır; ilk seansta büyük yorumlar, kesin çerçeveler, “sizin asıl sorununuz şu” cümleleri. Erken kesinlik, dinlenmediğiniz hissini doğurur. Dinlenmeden konan çerçeve, sizin hikâyeniz değil, terapistin şablonudur. Şablon bazen isabet eder. İsabet etse bile, sizin katılmadığınız bir harita üzerinden yürümek zorlaşır.
Terapist değiştirmek
Değiştirmek, terapinin başarısızlığı değildir; yanlış odada kalmak, zaman ve umut tüketir. Değiştirmeden önce durumu seansın içinde konuşmayı denerim; çünkü bazı uyumsuzluklar yanlış anlaşılan bir cümleden doğar. Konuşunca düzelir. Konuşunca düzelmiyorsa kapanışı temiz kurmak gerekir. Kapanışın nasıl kurulduğu terapinin sonlandırılması yazısındadır.
Bazen uyumsuzluk sandığınız şey, terapide dirençtir; malzeme ağırlaşınca kişi odayı suçlar. Oda gerçekten dar olabilir. Oda yeterince geniş de olabilir; asıl duran şey, henüz taşınamayacak bir ayrıntıdır. Ayırt etmek için üçüncü bir göz gerekmez. Seansın içinde, “ben mi kaçıyorum, yoksa burada mı durulamıyor” sorusu yeter.
Değiştirirken gerekçe uydurmanız gerekmez; “Bu odada konuşamıyorum” yeterli bir cümledir. Terapistin bunu kişisel bir hakaret gibi alması, sizin kararınızı geçersiz kılmaz. Karar sizindir. Terapiye başlamak da bu yüzden bir kerelik bir bağlılık değildir. Yanlış yerde devam etmek, başlamamaktan daha masraflıdır.
Tavsiye, unvan ve seansın içi
Tavsiye ile gelen kişi, eşik kontrolünü atlamayın diye gelmiş olmaz; atlamamak sizin işinizdir. Unvan, ruhsat ve o başlıktaki eğitim sorulur. Sorulmayan eşik, sonra “bu oda neden yürümüyor” sorusunu geç cevaplatır. Geç cevap, uyumsuzluğu kişiliğe yorar. Kişiliğe yorulan uyumsuzluk, değiştirilemez gibi durur; oysa çoğu kez zemin eksiktir.
Aynı unvana sahip iki terapist, aynı odada durmaz; durmama, birinin yanlış olduğu anlamına gelmez. Ses, tempo, sessizliğe tahammül, yorumun zamanı kişiden kişiye değişir. Değişen bu katman, belgede yazmaz. Yazmayan katman ancak seansın içinde görülür. Görülmeden verilen karar, belgenin üzerine tahmin yığar.
Bazı danışanlar “sert” bir terapist ister, bazıları “yumuşak” birini. Sertlik ve yumuşaklık, uyumun adı değildir. Sertlik bazen acele yorumdur, yumuşaklık bazen hiç dokunmamaktır. İkisi de sizi yalnız bırakabilir. Yalnız bırakmayan oda, gerektiğinde netleşir, gerektiğinde bekler; bu ayar, seans seans kurulur.
Uyum bir kez kurulunca sonsuza kilitlenmez. Süreç ağırlaşınca oda daralabilir, ya da tam tersine daha işler hale gelebilir. Daralmayı konuşmak, ilişkiyi bozmaz. Konuşulmayan daralma, ya kaçışa ya da ani bir bırakışa döner. Ani bırakış, çoğu kez seansın içinde söylenmemiş bir cümlenin dışarıda patlamasıdır.
Tavsiye zinciri de uyumu kurmaz. Bir yakının işine yaramış oda, sizin konuşma biçiminize uymayabilir. Uymamak, o uzmanın yetkisiz olduğu anlamına gelmez. Yetki eşiktir, uyum seansın içidir. İkisini ayırmadan verilen karar, sonra “belgeler tamam, oda yürümüyor” şaşkınlığı üretir.
Uyum sorusunu her seans yeniden açmak da yorar. Yoran şey, sürekli sınanan ilişkidir. Sınanan ilişkide malzeme gelmez, performans gelir. Performans bitince kişi, “bu terapist bana göre değil” der; oysa henüz çalışılmamıştır. Çalışılmadan verilen hüküm, kapıyı erken kapatır.
Üç seansın sonunda hâlâ kararsızsanız bunu saklamayın. Saklanan kararsızlık, seansı nazik bir bekleyişe çevirir. Bekleyişte ne malzeme gelir ne de kapanış kurulur. Kurulmayan kapanış, sonra “süreç yarıda kaldı” hissi bırakır. His, çoğu kez konuşulmamış bir uyum sorusudur.
Kararsızlığı seansın içinde söylemek, terapist değiştirmek zorunda olduğunuz anlamına gelmez. Söylemek, odayı gerçek kılar. Gerçek oda, ya uyumu onarır ya da kapanışı temiz kurar. İkisi de çalışmanın parçasıdır. Saklamak, seans haftalarını nazikçe ve boş yere tüketir.
Ne yapmalı
İlk üç görüşmenin sonunda kendinize üç soru sorun; bu odada düzeltebildim mi. Tempo bana uydu mu. Formülasyon bana ait durdu mu. Üçünde de hayır varsa yeni bir oda aramak makuldür. Evet varsa, zor malzemeyi ertelemeyin; zorluk, uyumun yokluğu değil, çalışmanın başladığı yer olabilir.
Unvan ve kayıt bilgimi hakkında sayfasında kontrol edebilirsiniz. Eşik tamam, uyum belirsizse ilk görüşme bunu netleştirir. Randevu için iletişim yeter. Acil risk varsa 112'yi arayın.